Müzeler

Anıtkabir:
Anıtkabir, Phryg Dönemi’nde mezar olarak kullanılan ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında kazısı yapılan, görkemli bir tepe olan Anıttepe üzerindedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesinin olduğu, antik ve modern mimari tarzlarının birleşimi olan bu etkileyici yapı, 1953’te tamamlanmıştır. Anıtkabir’de yer alan müzede Atatürk’ün yazılarını, mektuplarını, kişisel eşyalarını, Cumhuriyet’in kuruluşu süresince ve hayatının önemli anlarını gösteren fotoğraflarını bulabilirsiniz. Anıtkabir her gün açıktır.

Ankara Etnografya Müzesi:
Anadolu’da yaşamış tüm medeniyetlerin kültürel özelliklerine adanmış bu müze Selçuklu ve Osmanlı eserlerini barındırmaktadır.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi:
Ankara Kalesi girişinde yer alan bu müze, Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han restore edilerek oluşturulmuştur. Bugün kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde, Anadolu Arkeolojisi, Paleolitik Çağdan başlayarak Selçuklu Dönemi’ne kadar kronolojik bir sırayla sergilenmektedir.

Resim ve Heykel Müzesi:
Etnografya Müzesi’nin yanında yer alan bu müze güzel sanatlar ve heykeltıraşlık eserlerini barındırmaktadır. Türk resim ve heykeltıraşlığı açısından önemli rol oynayan sanatçıların eserleri sergilenmekte ve zaman zaman özel konseptli sergiler açılmaktadır.

Kurtuluş Savaşı Müzesi:
Ulus Meydanı’nda bulunan bu bina, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk parlamento (TBMM) binası olma özelliğini taşımaktadır. Kurtuluş Savaşı’nın da planlandığı ve yönetildiği müzede dönemi yansıtan çok sayıda fotoğraf, doküman ve mobilya sergilenmektedir. Burada ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin eski Cumhurbaşkanlarının balmumu heykelleri sergilenmektedir.

TCDD Lokomotif Müzesi:
Bir açık hava müzesi olan Lokomotif Müzesi Celal Bayar Tren İstasyonu’nun yakınlarında yer almaktadır. Buharlı lokomotifin tarihinden başlayarak lokomotifler ve bunlara ilişkin araçlar sergilenmektedir.

Türk Hava Kuvvetleri Havacılık Müzesi:
İstanbul yolu üzerinde, Etimesgut’ta bulunmaktadır. Türk Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmış (F-86, F-100 vs gibi) çeşitli hava araçlarının sergilendiği bir müzedir.

Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi:
Ankara’daki ilk ve tek endüstri konseptli müze olan Rahmi Koç Müzesi; ulaşım, taşımacılık, sanayi ve iletişim konularının yanı sıra Ankara Tarihi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e adanmıştır.

Ankara Kalesi:
Tarih boyunca çeşitli medeniyetlerin başkenti olan Ankara’da kalenin hem savunma hem de yerleşim amaçlı kullanılması nedeni ile hemen hemen her dönemde bakım ve onarımının yapılması günümüze kadar ulaşma nedenlerinden biridir. Ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte M.Ö. 2. yüzyılın başında Galatların Ankara’ya yerleşmeleri sırasında kalenin var olduğu bilinmektedir. Roma İmparatoru Caracalla, Anadolu seyahatinde Ankara’nın surları tamir edilmiştir. Roma döneminde dış kalenin surları bugün hala ayakta olan iç kaleden çok aşağıda, Augustus Tapınağı çevresinde bulunmaktaydı. M.S. 620’de Sasani Hükümdarlarından Hüsrev’in Ankara’yı ele geçirerek tahrip etmesi ve 627’de mağlup edilerek buradan çıkarılması üzerine, Bizanslılar kaleyi yeniden onarmışlardır. İmparator ııı. Constantinus dış kaleyi yaptırmış, İmparator III. Leon ise kale duvarlarını onartırken iç kale surlarını da yükselttirmiştir. I. Alaeddin Keykubad kaleyi yeniden onartmış. 1249’da ise II. Keykavus kaleye yeni ilaveler yaptırtmıştır. Osmanlılar Dönemi’nde zaman zaman onarılıp kalenin dış duvarları genişletilmiştir. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin temelini oluşturan ve 1921 yılında Atatürk’ün telkinleriyle kurulan Eti Müzesi ilk olarak Ankara Kalesi’nin en yüksek burcunda Akkale’de kurulmuştur. 1948 yılına kadar Cumhuriyetimizin ilk müzesi olarak hizmet vermiştir.

Augustus Tapınağı / Monumentum Ancyranum:
Ankara Augustus ve Roma Tapınağı, M.Ö. 25 – 20 yılları arasında Anadolu’nun Roma İmparatorluğu tarafından tamamen ele geçirilmesinin ve Galatia Eyaleti’nin düzenlenmesi esnasında artan imar faaliyetleri çerçevesinde, daha erken dönemde yerel tanrılara tapınılan kutsal alan üzerine yapılmıştır. M.S. 14 yılında imparatorluğun kurucusu Augustus’un ölümüyle Res Gestae Divi Augusti denilen ve Tanrısal Augustus’un İşleri olarak isimlendirebileceğimiz vasiyetname pronaosun iç ve cellanın dış duvarlarına Latince ve Grekçe olarak yazılmıştır. Bu yazıt, uzun bir süre önce, Augustus’un Roma şehrindeki mozolesinin duvarında olup da kaybolan bronz levhalar dışında günümüze ulaşmış 3 örnekten en iyi korunmuş olanıdır. Daha sonra kilise olarak da kullanılan yapıya, 15. yüzyıl başlarında Türklerin Ankara’yı ele geçirmesinden sonra kuzeybatı köşesine Hacı Bayram Camii eklenmiştir.

Roma Tiyatrosu:
M.S. 2. yüzyılda inşa edilen yapı Anadolu’daki birçok tiyatroda olduğu gibi; oturma sıraları yerli kayanın oyulması ve moloz taş – harç dolgusuyla doldurulması ile oluşturulmuştur. Orkestraya girişi sağlayan doğu ve batıda iki tane parodos (seyirci giriş) yer almaktadır. Skene (sahne) binası orkestraya beş kapı ile açılmaktadır. Bizans Dönemi’nde muhtemelen iki evreli değişikliğe uğramış; birinci değişiklikte orkestra su oyunlarının düzenlendiği bir havuza dönüştürülmüş, ikinci değişiklikte ise skene binasının içinin ve doğu paradosa bitişik tonozlu bölümlerin başka bir amaçla kullanıldığı sanılmaktadır. Geç Bizans Döneminde ise oturma sıralarının kaldırıldığı muhtemeldir.

Roma Hamamı:
Bugün Roma Hamamı olarak adlandırılan bu ören yerinin bir höyük olduğu, aşağıdan yukarıya doğru Frig, Roma, kısmen de Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yerleşim gördüğü anlaşılmıştır. Roma Dönemi’ne ait binaların arasında Antik Ankyra şehrinin sütunlu caddesinin bir kısmı ve Roma Çağı Hamamı ve Palaestra’sına ait binalar. Bunların etrafında da yine Roma Devri’nden başka yapıların temel izlerine rastlanmıştır. Klasik Roma hamamının tüm özelliklerini yansıtan bu hamam Ulus Meydanından kuzeye doğru uzanan Çankırı Caddesi üzerinde yer almaktadır. M.S. 3. yüzyılda Sağlık Tanrısı Asklepios’a ithafen yapılan hamam yaklaşık yarım asır boyunca kullanılmıştır.

Julian Sütunu:
Julian Sütunu ya da bilinen diğer adı ile Belkıs Minaresi Roma İmparatoru ıulianus’un M.S. 362 yılında Ankyra’yı ziyareti onuruna dikilmiştir. Sütunun orijinal yeri Taşhan’ın yanı olmakla beraber Cumhuriyetin ilk yıllarında Valilik binası önüne taşınmıştır.

Zafer Anıtı:
1927 yılında, Sıhhiye alanında Zafer Meydanı’na dikilen bu heykel, Atatürk’ün üniformalı halini resmetmektedir.

Hatti Anıtı / Güneş Kursu:
1970’de Sıhhiye Meydanı’nda kurulan bu etkileyici anıt, Anadolu’nun eski yerleşimcileri Hattileri sembolize etmektedir.